Moda Sektöründe Kartlar Yeniden Dağıtılıyor: Adil Üretim

Giysilerinizi satın alırken kendinize sorduğunuz soruları hiç düşündünüz mü? 

Mağazaya girip bir kazağa ilk görüşte vurulduktan sonra sepete atmadan önce bazı soruların cevaplarını bulma ihtiyacı hissedebiliriz. Dünya çapında olağanüstü krizlerin ve ekonomik sıkıntıların yaşandığı bu dönemde ‘Kaç para?’ sorusunun kaçınılmaz olduğu kesin. Daha sonra ‘Giysinin yapıldığı kumaş ne acaba?’ diye düşünüp etiketine bakabiliriz. Çünkü kimileri pamuksuz kumaşlarla rahat edemez, kimileri bazı ipliklerin olduğu kumaşları kaşındırıcı ya da terletici bulur, bilinçli tüketiciler ise sentetik kumaşlar yerine doğal iplikler kullanılmış giysileri satın almayı tercih eder. Diğer bir soru ise ‘Buna ihtiyacım var mı?’ olmalıdır. Bu sorunun sorulması bireyin ne kadar bilinçli bir tüketici olduğunun da bir göstergesidir. Minimalizm ve Yavaş Moda yazılarında da bahsedildiği gibi, kullanmayacağımız ürünleri ucuz diye satın alma alışkanlığını el birliğiyle bırakıyoruz. 

Sizlerle giysilerinizi satın alırken sormanız gereken bir diğer soruyu tanıştırmak isterim. Bu sefer kendinize değil, giysinin markasına sormanız gereken soru şu: BU GİYSİYİ KİM YAPTI?

Gelin bu sorunun tarihçesine ve önemine kısaca göz atalım.

24 Nisan 2013 tarihinde Bangladeş’te Rana Plaza isimli sekiz katlı bir binada çok acı bir olay yaşandı. Duvar ve sütunlardaki derin çatlaklar nedeniyle binaya girip çalışmak istemeyen 3500’ten fazla tekstil işçisi zorla içeri sokuldu. Daha sonra, moda sektörünün en büyük iş kazası olan o talihsiz olay yaşandı. Rana Plaza yıkıldı ve 3500’ten fazla tekstil işçisi enkaz altında kaldı. 1138 işçi hayatını kaybetti, 200 işçi kayıtlara kayıp olarak geçti, 1000’den fazla işçi yaralandı. Göz göre göre yaşanan bu talihsiz olayın detaylarına inecek olursak, ölen işçilerin yaklaşık %80’i genç kadınlardan oluşuyordu. İşçiler hepimizin bildiği uluslararası markalar için üretim yapıyorları ve ayda yaklaşık 40 dolar gibi bir ücret karşılığında çok yoğun çalıştırılıyorlardı. Bu akıl almaz olay sonrasında Fashion Revolution gibi topluluklar kuruldu ve #GiysilerimiKimYaptı (#WhoMadeMyClothes) hareketi ile tüm dünyada hızlı moda markalarının adil olmayan üretim şartları konusunda farkındalık oluşturmaya başladılar.

Fotoğraf: This is Mana

Peki adil üretim ne demek?

Fairtrade, gelişmekte olan ülkelerdeki çiftçiler ve işçiler için daha iyi fiyatlar, makul çalışma koşulları ve daha adil bir anlaşma yoluyla ticaretin çalışma şeklini değiştirmeyi amaçlayan bir kuruluş. Ve hazırladığı tekstil standartları raporunda işçiler için adil üretim şartlarını şu ana başlıklar altında inceliyor: şeffaflık, ayrımcılık olmadan çalışma özgürlüğü, zorunlu çalıştırılmama özgürlüğü, çocuk işçi çalıştırmama, örgütlenme özgürlüğü, adil ve eşitlikçi ödeme, sağlıklı ve güvenli iş ortamı. 

Adil olmayan üretim şartları Rana Plaza faciasıyla ile son bulmadı. Tekstil işçilerinin insani olmayan koşullardaki çalışmalarını ve yardım çığlıklarını gözler önüne seren Gerçek Bedel (The True Cost) belgeselinde H&M markasının yetkili kişileri röportaj yapmayı reddetti. 2017 yılında ZARA markası için yıllarca üretim yapan işçiler, üretim yaptıkları fabrikanın aniden kapanması sonucu maaşlarını alamadılar ve çareyi mağazalardaki kıyafetlerin üzerine, ‘Alacağınız ürünü ben yaptım ama paramı alamadım.’ yazılı etiketler iliştirmekte buldular ve müşterilerden destek istediler. Adil çalışma koşullarının ihlal edildiği diğer bir durum ise kumaş boyama, kumlama, ağartma gibi işlemler için kullanılan kimyasalların işçilerin akciğerlerinde ve diğer iç organlarında kalıcı hastalıklar oluşturması. Sağlığın değerinin parayla ölçülemeyeceği konusunda hem fikir olduğumuzu biliyorum.

Fotoğraf: This is Mana

Hızlı moda markalarının ürünlerini ucuza mal etmek için izledikleri yol kabul edilemez. Biz, tüketiciler olarak, ürününü satın almak istediğimiz markaya ‘Bu giysiyi kim yaptı?’ sorusunu sorma hakkına sahibiz. Basit bir soruyla moda markalarını daha adil bir sisteme evrilme konusunda ikna edebiliriz. Fakat ne yazık ki bu markalardan ürün satın almaya devam ettikçe, giysiyi üreten işçinin cebine girmesi gereken işgücü bedelini marka sahiplerinin cebine koyuyor olacağız. Kimse yeni giysilerin keyfini sürerken bir yandan birilerinin insani olmayan koşullarda çalışmaya mahrum oldukları bir mekanizmayı desteklemek istemez. 

Çok basit bir araştırmayla adil üretim yapan markaları keşfedebilirsiniz. Markanın web sitesinde yukarıda bahsettiğim konulara yer verip vermemesi bile bir ipucu olabilir. Pamuğu üreten işçiden giysiyi satın alan kullanıcıya kadar zincirin her halkasını önemseyen markalardan alışveriş yaparak sizin için küçük ama sürdürülebilir bir dünya için oldukça büyük bir adım atabilirsiniz. Hem açık konuşalım; yavaş moda ilkelerini izleyen, adil üretim gerçekleştiren, parayı değil dünyayı önemseyen markalar artık daha ‘cool’ değil mi? Ee ne demişler, sustainable is the new black 🙂 


Bir yorum bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.