Müsilaj: Bir Varmış Bir Yokmuş

müsilaj

Herkese merhaba! Bu hafta literatüre hakim olanlarımız dışında birçoğumuzun hayatına bir anda girmiş ve yine belki aynı hızla çıkmış bir kavramdan bahsedeceğim, müsilaj. Müsilaj bir doğa olayı olmamakla birlikte bilakis insan eliyle gerçekleşmiş yanlış ve duyarsız eylemlerin bir sonucudur.

Müsilaj diğer adıyla deniz salyası kimyasal ve fiziksel birçok bileşenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor. Deniz salyasına ortam hazırlayan üç ana etkenden bahsedebiliriz. Bunlar deniz kirliliğinin insan aktiviteleri sonucunda ciddi oranda artması, küresel ısınmaya bağlı olarak deniz suyunun sıcaklığının yükselmesi ve denizin durağanlığı.

Marmara Bölgesi’nin iç deniz olmasının yanında etrafındaki yerleşim alanlarının büyük kısmı sanayi ve endüstri bölgesi olma özelliği taşıyor ve oldukça büyük bir popülasyona sahip. Tüm bunlar göze alındığında Marmara’nın eski haline dönebilmesi için bizlere daha fazla sorumluluk düşüyor.

Müsilaj yüzeyi kaplayacak kadar yoğunlaştığında kısacası gözle görülür hale geldiğinde kapladığı alan boyunca deniz suyu ile atmosferin ilişkisini kesiyor ve su altında sabit bir şekilde hayatına devam eden canlıların hayatlarını kaybetmesine ve oradaki habitatın son bulmasına neden oluyor.

İşin içinde olmayanlarımızın belki ilk defa bu sene geçtiğimiz aylarda duyduğu müsilaj hayatımıza ne kadar hızlı girdiyse bir o kadar hızlı çıktı diyebiliriz aslında. Bazılarımız müsilajı deniz kenarında yürüyüş yaparken gözledi, bazılarımız fotoğraf ve videolardan bazılarımız ise kendi gözleriyle görmek için müsilajlı suya girdi. Fakat birkaç aydan sonra sanki bir anda her şey sona erdi ve müsilajı unuttuk.

Bu durum beni bellek kavramını yeniden düşünmeye itti daha doğrusu belleksizliğimizi. Bizler günlük hayatı çok hızlı yaşamanın yanında maalesef ki sebebi olduğumuz sonuçları hızlı bir şekilde unutma eğilimindeyiz. Müsilaj bizim için bir gün varken diğer gün yok çünkü artık temsiliyeti yok, deniz yüzeylerimiz görünüşte tertemiz ve bu da sorumluluklarımızı bir kenara bırakma ihtimalimizi güçlendiriyor. Fakat yalnızca suyu akışına bırakmamız gerekiyor, sorumluluklarımızı değil.

 

müsilaj

Fotoğraf: Habertürk

Peki çözüm nedir?

Deniz salyası gibi önemli ve geniş bir çevre sorununda elbette ki sorumluluk öncelikle devlette ve devlete ait kurum ve kuruluşlarda olmalıdır. Denize bırakılan endüstriyel ve evsel atıklar doğru yöntemlerle arıtılmalı iş yerleri ve fabrikalar düzenli aralıklarla denetlenmelidir. Bir topluluğa ait olan bireyler olarak kolektif çaba ve bilinçle birçok olumsuzluğun önüne geçebiliriz ancak devlet üzerine düşeni yapar doğru politikalar ve yaptırımlarla gerekli adımları atarsa ancak o zaman çabalarımız daha hızlı ve net sonuçlar verir.

Su, tüm canlılar için son derece kıymetli ve kutsal bir kaynak. Denizler, okyanuslar, göller, dereler yüzlerce canlının yaşam alanı ve farklı ekosistemleri barındırıyor. Durum böyleyken yapmamız gereken şey yaşananları ve gerçekleri kolayca unutmamak ve gereken her yerde hatırlatma ve hatırlama eğiliminde olmak.

Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı katıldığı bir haber programında müsilajın henüz bitmediğini sadece değişen deniz ve çevre koşullarından kaynaklı yüzeyde görülmediğini iletiyor ve atık miktarını azaltmazsak durumun aynı şekilde devam edeceğini de ekliyor. Müsilaj bizler görmüyoruz diye bir anda yok oluvermiyor.

Doğal kaynaklarımızı hunharca ve düşüncesizce kullanmaya devam edersek Marmara’nın içinde bulunduğu durum uzun metraj bir filmin fragmanı gibi olacak. Denizleri olduğu haliyle koruyalım ki yüzyıllardır suyun altında var olan canlılar yaşamlarına kaldığı yerden devam edebilsin ve bizler de bu katliama neden olmamış olalım.

Kaynak ve Öneriler:

 


Alakalı Paylaşımlar

Bir yorum bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.