Sürdürülebilirlik Kavramının Sektörlerdeki Yeri

Bu yıl Dünya Çevre Günü ile birlikte Birleşmiş Milletler 10 yıllık bir misyon olan Ekosistem Restorasyonu’ nu devreye sokuyor. Ormanlardan tarım arazilerine, dağların tepesinden denizin derinliklerine kadar milyarlarca hektarı yeniden canlandırmayı amaçlayan bu küresel misyona destek olmak için bireyler olarak yapabileceğimiz aktiviteler mevcut. Örneğin ağaç dikmek, beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmek, kıyı temizlikleri gerçekleştirmek, tek kullanımlık plastik ürünler kullanmayı bırakmak, su tasarrufu yapmak gibi. 

Artık bireysel hareketliliğin ötesinde sektörler ve işletmeler de yatırımcıların, müşterilerin ve hükümetlerin baskıları ile daha sürdürülebilir trendler uygulamaya koymaya başlıyorlar. Ekosistemleri yeniden canlandırmaya yardımcı olabilecek tercihler yapmamıza imkân sağlayan bu sektörleri ve trendleri gelin birlikte inceleyelim.

Fotoğraf: This is Mana

Havacılık sektöründe United Airlines ve Conservation International iş birliği ile hayata geçen uygulamayla United Airlines ile gerçekleştirdiğiniz uçuşlarınızda salınımına sebep olduğunuz karbon miktarını ve maddi karşılığını hesaplayabiliyor ve bağış yöntemiyle telafi edebiliyorsunuz. Bağışlar ise Conservation International tarafından dünya üzerindeki kritik önem taşıyan ormanların korunması ve yeniden canlandırılması için kullanılıyor. 

Turizm sektöründe ise ekolojik oteller ile doğayla bütünleşik bir biçimde tatil yapmak ve verimli enerji, su, atık yönetimleri ile doğal kaynakları doğaya saygılı biçimde kullanarak kaliteli hizmet almak mümkün hale geliyor. Arama motoruna ekolojik oteller yazıp tercihlerimizi bu yönde yaptığımızda hem huzurlu ve doğayla iç içe bir tatil yapabilir hem de ekolojik kaynaklarımızı koruyabiliriz. 

Eğitim sektöründe ise geliştirilen ‘Eko-okullar programı’ ile okul öncesi, ilk ve ortaokullarda öğrencilere çevre bilinci, çevre yönetimi ve sürdürülebilir kalkınma eğitimi veriliyor. ‘Eko-okul’ olmak isteyen kurum, bu programa üye olduktan sonra hazırlanan eylem planlarını okul idaresi, öğretmenler ve öğrencilerin birlikte hareket etmesiyle hayata geçiriyor. Böylece öğrenciler hem çevresel konularda bilgi ediniyor hem de ailelerini, yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarını çevresel konularda bilinçlendirmede etkin rol almış oluyorlar. Üstelik yaptıkları çalışmalarla ve verdikleri çevre eğitimiyle üstün başarı sağlamış okullara uluslararası düzeyde tanınan ve saygınlığı olan, çevreye duyarlı okulu simgeleyen bir eko-etiket olan Yeşil Bayrak ödülü veriliyor. 

Moda sektöründeki heyecan verici gelişmeler arasında California merkezli AirCarbon isimli bir girişimin, okyanuslarımızdaki mikroorganizmalarda bulunan doğal bir süreci kopyalayıp atmosferden metan ve karbon yakalayarak ürettikleri karbon-negatif bir deri yer alıyor. Yani moda sektörü ekosisteme olan olumsuz etkisini azaltmanın yanı sıra direkt olumlu etki yaratmanın yollarını bulmaya başladı. Bonus bir gelişme olarak, Kanadalı-İranlı bir tasarımcı Londra merkezli araştırma stüdyosu Post Carbon Lab ile birlikte giysilerimizin üzerinde yaşayabilen ve biz giydikçe fotosentez yapabilen (dolayısıyla atmosferden karbondioksit alabilen) algler üzerinde çalışıyorlar. 

İnşaat sektöründe ‘yeşil çatılar’ Avrupa ülkelerinde oldukça fazla görülen bir uygulama. Almanya’da çatıların yaklaşık %10’unun yeşil çatı olduğu tahmin ediliyor. Kentsel ekosistemin korunmaya, yenilenmeye ve yeşillendirilmeye en çok ihtiyaç duyduğu günümüzde ekolojik ve ekonomik faydalarıyla oldukça etkili bir çözüm olabilir. Yeşil çatılar, çim kaplı teraslardan ağaçların da olduğu çatı bahçesine kadar uzanan çeşitliliğe sahip uygulamalardan oluşuyor. Yeşil çatıların faydaları arasında binaların enerji performansını artırması, sera gazları ve ağır metallerin etkisinin azaltılması, habitat ve biyo-çeşitliliğin korunması, yağmur suyu yönetimi, hava kalitesini iyileştirme, karbon salınımını azaltma, kentsel ısı adası etkisini azaltma, gürültü etkisini azaltma, kentsel tarım alanı yaratma gibi ekolojik etkiler bulunuyor. Ekonomik anlamda faydalarında ise; çatı ömrünü uzatması, yalıtım ve enerji verimliliğini sayabiliriz.  

Yeryüzündeki kaynaklardan faydalanmaya devam edebilmemiz için kendini yenilemesine izin vermemiz gerekiyor. Ve bunu ancak bireyler, iş dünyası, akademi ve hükümetler olarak tüm dünyanın iş birliği ile gerçekleştirebiliriz. Her sektörün elini taşın altına koyduğunu görmeye başlamak oldukça sevindirici.

Yukarıdakiler yalnızca birkaç farklı sektörden birkaç örnek. Artık birçok alışkanlığımızın daha ekolojik olan alternatifleri mevcut. Günlük yaşantımızda yaptığımız tercihlerimize kriter olarak sürdürülebilirliği ekleyerek ekosistemlerin restorasyonuna katkı sağlayabilir, gelecek nesillere daha yeşil bir dünya bırakabiliriz.

 

Kaynaklar:

https://www.un.org/en/observances/environment-day

https://blog.smartvel.com/blog/sustainability-in-the-airline-industry-8-eco-trends-from-top-players

https://www.vogue.in/fashion/content/7-major-sustainability-trends-to-watch-out-for-in-2021

https://greenroofs.org/about-green-roofs

https://www.ekoyapidergisi.org/4421-yasanabilir-mimarinin-azami-esigi-yesil-catilar.html

http://www.ekookullar.org.tr/Icerik/icerikDetay.aspx?refno=16#.YLvwiy0RpQI

 


Alakalı Paylaşımlar

Bir yorum bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.