Toksik Pozitivite ve ‘Üretici Olma’ Baskısı

Evlere kapandığımızdan beri bir zamansızlık süreci içine girdik. Şehrin ve hayatın karmaşasında en değerli olduğunu sandığımız “zaman” bir anda anlamını yitirdi, şekil değiştirdi. Belli saat dilimlerine özenle yerleştirdiğimiz rutinlerimiz geçersizleşti. Sürekli evde olmanın bir getirisi olsa gerek, bir zaman bolluğu ortaya çıktı. Bu durum başta çoğumuzu, günün koşuşturmacasında zaman bulamadığımız aktivitelere yönelmeye itti ve bundan keyif aldık. Saatlerce filmler izlendi, evde ekmekler yapıldı, sporlar yapıldı, örgüler örüldü, resimler yapıldı, dolaplar temizlendi, derin ev temizlikleri yapıldı… Kendimize kalan zamanın artmasıyla kendimizce üretimler yapmaya fırsat bulduk. “Düşünecek çok zamanın olması yaratıcılığı besler, yaratmanın ve üretmenin zamanı bu!” dedik ve bunlara sarıldık. Bunlar yer yer zaman geçirmenin, oyalanmanın bir yolu oldu; yer yer kendini gerçekleştirme girişimleri gibi tatmin edici bir özelliğe büründü. Bazen ikisi birden oldu. 

Fakat zamanın ilerlemesi, işlerin normal seyrine dönmemesi ve yaşadığımız olayın olağandışılığının tamamıyla farkedilmesiyle iş daha karmaşıklaştı. Belirsizlikler, kayıplar, yalnızlık ve daha nicesi; kendimizle kalmak zorunda olduğumuz zaman dilimlerinde başımızı ağrıtmaya, ruhumuzu sıkmaya başladı. Bulunduğumuz ortama, yaşadığımız döneme ve hayata yabancılaşma hisleri; keyif aldığımız aktiviteleri yapmayı anlamsızlaşırdı ve yapmak zorunda olduğumuz sorumlulukları güçleştirdi. Motivasyonumuzu kaybettiğimizi hissettik. Fakat televizyonda, telefonda, dergide, kitapta, sosyal medyada insanlar; zamanın “üretme ve yaratıcılık zamanı” olduğunu bas bas haykırmaya devam ediyordu. Bunları söyleyenler arasında uzmanlar, hocalar vardı. Doğru olanın bu olduğu, zamanımızı güzel ve verimli değerlendirmemiz gerektiği vurgulanıyordu her yerde. Yeni bir dil öğrenmenin, aklını yıllarca kurcalayan o senaryoya başlamanın, o işe atılmanın, yeni bir rutin oluşturmanın tam zamanı olduğuna dair tavsiyeler veriliyordu. Bunlar yanlış değildi, gerçekten böyle bir zaman vardı ve bunlar yapılabilirdi ama unutulan şey şuydu ki, biz artık biz gibi değildik. Normal yaşantımızda yaptığımız her şey, attığımız her adım değişmiş, başka bir şekle bürünmüştü. 

Fotoğraf: Alleksana – Pexels

Bu yeni normalimize ve yeni “biz”e adapte olmak bir süre ve ayrı bir efor gerektiriyordu. Her şeyden öte, evrensel bir salgının içindeydik, zaman geçiyordu ve biz değişiyorduk. Yaşanan bu sıkıntılı ve sıradışı süreçte depresif bir ruh haline bürünmek son derece normal ve olası iken uyarıcılar (televizyon, telefon, medya) aynı şeyi söylemiyordu. Salgının ortasında evine kapananlar şanslıydı. Evlerindelerdi ve zamanları vardı. Bu şanslı, motive ve yaratıcı olmak için yeterli gibi görünüyordu. 

Yaratıcı, motive ve üretken olmak üzerine verilen bu tavsiyeler bu noktada baskılayıcı ve zehirleyici bir hale büründü. Kendimizi dinlemeye, yaşadığımız iyi kötü tüm hisleri kabul edip yaşamaya izin vermemiz gerekirken bu tavsiyeler sanki hislerimizi yoksayıp yarışa devam etmemiz gerektiğini söylüyordu. Toksik pozitivite işte tam da buna deniyor; büyük kayıpların ve değişimlerin yaşandığı bir dönemde pozitif olmayı ve verimli zaman geçirmeyi aşılamak, yaşanan ruhsal değişimlerin ve buhranların sesini dinlemeyi engellemek. Halbuki böyle bir sürecin içinde kişinin depresif ruh halini ve düşüncelerini bastırması, kişiyi o ruh halinden kurtarmak için bir çözüm değildi. Aksine bu zehirleyici bir şey olabilirdi. Her duygu hissedilmek için vardır ve duygular kaçınılmazdır. Bu sebeple her yerde dolaşması ve aşılanması gereken asıl mesajın; hissedilen her duygunun olası ve normal olduğu, kötü/karamsar duyguların da kabul edilip yaşanıp hissedilmesi gerektiği çerçevesinde gelişmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bize zarar veren ve aşağı çeken durumların; içinde bulunduğumuz durumu ve hislerimizi kabul ettiğimiz takdirde üstesinden gelebileceğimize inanıyorum. Diğer türlü, inkar edip göz ardı ettiği, yok saydığı bir şeyin üstesinden nasıl gelir ki zaten insan?

Fotoğraf: Daria Shevtsova – Pexels

Yaptığımız işlerden verim almak, üretmek ve yaratmak için başta temiz bir zihin ve dinlenmiş bir ruhunun olması gerekiyor. Tüm dünya bir salgınla mücadele ediyor, insanlar ölüyor, yakınlarını kaybediyor, hastalanıyor, evlere kapatılıp yalnızlığa maruz kalıyor. Hal böyleyken yaşanan ruhsal buhranların da anlayışla karşılanıp ciddiye alınması gerekiyor. Krizi fırsata çevirmek herkes için uygun veya doğru veya gerçekçi olmayabilir. Bu tavsiyelerin altında yatan “krizi fırsata çevirme” mantığı kişileri daha da baskı altında hissettirerek etkisiz hale getiriyor ve bu sebeple zehirleyici oluyor. Bu pozitif olma algısına toksik denmesinin sebebi de bu; zehirleyici, zarar verici olması. Bu nedenle uzmanlar, hocalar tarafından söylenen, her yerde karşılaştığımız bu tavsiyelerin biraz daha hoşgörüye dayalı ve zihin sağlığına hitap eder şekilde olmasını dilerdik. 

Bu bağlamda bu dönemi kendimize; hislerimizi dinlememiz, bir şeylerin üstesinden gelebilmek için önce onların varlığını kabul etmemiz gerektiğini hatırlatmak üzere değerlendirebiliriz.  Daha da önemlisi iyi hisleri ve iyi günlerimizi sahiplenip kucakladığımız gibi kötü hal ve zamanlarımızı da sahiplenmemiz gerektiğini hatırlamalı ve bu durumların üstesinden gelebilmek için ihtiyacımız olan gücü toplamak adına kendimize zaman tanımalıyız. Psikoanalist Julie Reshe de; kötü zamanların üstesinden, zamanın kötülüklerinin farkına vararak ve bunları kabul ederek gelinebileceğini şu sözleriyle anlatmış: “Hayatın cehennem olduğunu itiraf ettiğinizde özgürleşeceksiniz.” 

Her ilişkinin olmazsa olmazı hoşgörüyü, kendimizle olan ilişkimizde de temel almayı unutmamız ve ihmal etmememiz gerektiğini hatırlatmak isterim.

 

Kaynaklar:

Kemal SAYAR, “Depresif Gerçekçilik”, 08.02.2020, https://kemalsayar.com/haftanin-yazisi/depresif-gercekcilik

Gülşah ÇOLAK, “Toksik Pozitiflik Nedir?”, 21.12.2020,  https://www.milliyet.com.tr/toksik-pozitiflik-nedir–molatik-18208/

Buse ÜRGİR, “Fazlası Zarar: Olumlu Düşünmenin Ötesine Geçen Toksik Pozitiflik Belirtileri”, 16.06.2020, https://listelist.com/toksik-pozitiflik-nedir/


Alakalı Paylaşımlar

Bir yorum bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.