Yaşamın En İçten Hali: Atıksız Yaşam

İngilizce’de bilinen şekliyle “zero waste” yani sıfır atık birçoğumuzun bir süredir aşina olduğu güncel bir kavram fakat güncel olduğu kadar geriye uzanan bir tarihi de var.

Peki nedir atıksız yaşam? Prensipleri nelerdir, bizlerden neler bekler veyahut kimin için yapılır? Bu yazıda amacım halihazırda atıksız yaşama ayak uyduranlar, yeni duyanlar ve henüz aksiyona geçmeyenler için bu ve buna benzer soruları biraz açmak ve kafamızdaki soru işaretlerine cevap bulmak.

Sıfır atık, kesişimsel birçok sebepten ötürü meydana gelen üretim ve tüketim zincirindeki dengesizliğin sonuçlarıyla başa çıkabilmek, kaynakları daha verimli kullanmak ve israfı önlemek adına ortaya çıkan geniş çaptaki çevresel bir hareket ve yaşam biçimidir. Sıfır atık prensipleri ve mottosu ile ortaya çıkan atık miktarını mümkün olabilecek en az seviyeye indirgemek, etkin geri dönüştürme ve çevre politikaları benimsemek ve ilk elden atık önlemeyi amaçlar.

Peki nedir bu prensipler?

Görsel: Ecoroots.us

İngilizce’de 5R olarak bilinen bu prensipler Türkçe’ye 5D olarak geçmiştir. Kısaca açıklamak gerekirse:

1- Düşün: Diğer bir şekliyle, reddet. İhtiyacın olmayan ürünleri sadece indirimde olduğu için veyahut bedava dağıtıldığı için (promosyon ürünler, broşürler, reklam kartları vb.) almak ya da kabul etmek zorunda değilsin. Bir ürünü satın alırken iki kez düşün.

2- Daha az tüket: İhtiyaçlarını azalt. Gerçekten ihtiyacın olmayan ürünlere bir gün kullanırım düşüncesiyle bağlılık yaratma ya da yerine uygulanabilecek sürdürülebilir çözümler üret.

3- Değerlendir: Yani yeniden kullan. Bozulan, kırılan ya da eskisi gibi verim alamadığın ürünleri hemen atmaktansa tamir etmeyi dene veyahut başka bir ihtiyacını karşılamak üzere yeniden değerlendir. İkinci el ürünlere fırsat ver. Başkasının değerlendirdiği bir ürün senin aradığın şey olabilir.

4- Dönüştür: Eşyaların son safhada değerlendirilmeye uygun değilse onları hammaddelerine uygun olarak geri dönüştür. İlk üç prensibi ne kadar etkin bir şekilde uygularsan geri dönüştürme evresine o kadar gerek kalmaz çünkü böylece elinde daha az atık bulunur.

5- Doğaya geri kazandır: Yani kompost yap. Bu madde daha çok mutfağından çıkan organik atıklarla ilgilidir. Organik atıklar toprağa karıştığında gübre görevi görür ve bu sayede topraktan elde edilen verim oldukça artar.

Yukarıda bahsedilen tüm prensipler uygulanabilir mi? Evet, elbette! İçinde yaşıyor olduğumuz tabiat kendi kendini iyileştirme gücüne sahipken, bu iyileştirme gücünü insanlığın yıkıcı gücüne karşı bir savunma mekanizması olarak kullanma şansına sahibiz. Küçük büyük demeden attığımız her adım ve bireysel bazdaki her davranış yıkımın eşiğine getirdiğimiz doğaya güç verecek olan şeydir. Atılan her adım birbirini takip ederek bizi kolektif iyiye taşıyacak ve alternatif bir yaşamın var olduğunu bizlere daha iyi gösterecek.

Fotoğraf: Pexels – Karolina Grabowska

Peki ne yapabiliriz? Başlangıç olarak günlük hayatta değiştirilen birkaç alışkanlıkla aslında sandığımızdan daha büyük etkilere sahip olabiliriz.

Plastik ürünler, ambalajlar, şişeler doğaya en çok zarar veren etmenlerin başında geliyor. Plastik bir poşetin doğada çözünmesi yaklaşık 1000 yılı bulurken, çözünme sürecinde toprağa zararlı kimyasallar yayıyor ve verimini düşürüyor. Plastik kullanımını her alanda azaltabilirsek, mikroplastik ve nanoplastik kirliliğinin de önüne geçmiş oluruz.

-Alışveriş yaparken plastik poşet yerine bez ve file çantaları tercih edin.

-Plastik yerine cam şişeleri kullanmaya özen gösterin.

-Makyaj ve kozmetik ihtiyaçlarınızı en aza indirgeyin.

-Paketli ürünlerin geri dönüştürülebilir olmasına özen gösterin.

-Poşet çay yerine çayı süzgeçle demlemeyin.

-Kapsül kahve kullanmak yerine french press kullanın.

-Makyaj temizleme pedi yerine pamuklu bezler veyahut yıkanabilen makyaj pedlerini tercih edin.

-Plastik pipet yerine yanınızda da taşıyabileceğiniz bambu veya çelik pipetleri kullanmayı deneyin.

Yapılan araştırmalara göre her yıl 1.3 milyon ton gıda israfı yapılıyor ve bu israfın yıllık maliyeti 1 trilyon dolar (Wasted/The story of food). Gıda israfını azaltarak sera gazı etkisini, su israfını, emek ve zaman kaybını önleyebiliriz.

-İhtiyacınız kadar yiyecek/içecek tüketin. Elde tüketmeyi planladığınız yiyecek ve içecekler için kendi kaplarınızı ve termosunuzu götürebilirsiniz. Böylece poşet ve plastik bardak israfını da önlersiniz.

-Atıklarınızı geri dönüşüm ve organik atık olarak evinizde ayrıştırın, böylece organik atıklardan kompost elde edebilirsiniz. 

-ALO 181 hattını arayarak belediyenizin geri dönüşüm kumbaraları ile ilgili bilgi edinebilir ve geri dönüşüm süreçlerini öğrenebilirsiniz.

Tüm bu örnek ve daha nicesi hepimizin atabileceği ufak fakat bir o kadar etkili ve önemli adımlar. Yalnızca tüketerek değil, tükettiğimiz şeylerin sorumluluğunu alarak ve hayata bakış açımızı değiştirerek bu değişimi hep birlikte yaratabiliriz.

Bugün doğaya zaten onun olanı geri vermek adına yaşamın en içten hali için, atıksız bir yaşam için hep birlikte bir adım atalım!

 

Kaynaklar/Okumalar:

https://ecoroots.us/blogs/blog/zero-waste-movement-the-history-the-beginnings
http://atiksizev.com/2018/11/06/atiksiz-yasam-nedir/
https://www.unsustainablemagazine.com/the-5-rs-of-zero-waste-living/ 


Alakalı Paylaşımlar

Bir yorum bırak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.